|||||||||||| Lütfen Forum İçin Firefoxu Kullanın ||||||||||||
Forumları Ara

(Detaylı Arama)

Forum İstatistikleri
» Üyeler: 9
» En Son Üye: LoVe_BoY_08
» Forum konuları: 59
» Forum mesajları: 108

Tüm İstatistikler

Çevrimiçi Kullanıcılar
Şuan 3 Kullanıcı Çevrimiçi
» 0 Kayıtlı Kullanıcı
» 3 Ziyaretçi

  Medieval 2: Total War
Gönderen: EDSTeaM - 11-04-2009 03:10 PM - Cevap Yok

crack:

http://www.freeinfosociety.com/downloads...eb3dc0e3fa



http://www.megagames.com/news/redir.cgi?...9DRC5aSVA=

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

  HIZLI VE ÖFKELI -4 [ Fast and Furious ] 2009 [ CAM XviD-DEViSE ] TR ALTYAZI
Gönderen: EDSTeaM - 07-04-2009 07:27 PM - Cevap Yok

http://www.sinetif.com/wp-content/upload...f44a_b.jpg

Filmin Konusu
Los Angeles sokaklarında yeni bir suç dalgası başlayınca kaçak yaşayan eski dolandırıcı Dom Toretto (Vin Diesel) ile ajan Brian O’Conner (Paul Walker) arasındaki eski husumet yeniden alevlenir. Ancak ortak düşmanlarıyla mücadele etmek zorunda kalınca ikisi arasında belli belirsiz de olsa yeni bir güven ortamı oluşmaya başlar. Ortak düşmanı safdışı etmenin başka yolu olmadığı için birbirlerine güvenmek zorundadırlar.

Omuz omuza mücadeleye girişen iki erkek intikam almanın en iyi çaresini bulmuştur: Direksiyon başındayken mümkün olan en yüksek limitleri zorlamak…














http://rapidshare.com/files/217891873/Fa....part1.rar
http://rapidshare.com/files/217891399/Fa....part2.rar
http://rapidshare.com/files/217891523/Fa....part3.rar
http://rapidshare.com/files/217891645/Fa....part4.rar
http://rapidshare.com/files/217891758/Fa....part5.rar
http://rapidshare.com/files/217892083/Fa....part6.rar
http://rapidshare.com/files/217892228/Fa....part7.rar
http://rapidshare.com/files/217892009/Fa....part8.rar


TR ALTYAZI

http://rapidshare.com/files/218124928/HI...4.rar.html


Iyi Seyirler


Film Ingilizcedir..( Ispanyolca versiyonu degildir )



Alternatif;




IMDB Puanı:7.2/10
Yapım:2009 ~ ABD
Tür:Aksiyon, Macera
Yönetmen:Justin Lin
Senaryo:Ernesto Foronda, David Ayer, Chris Morgan
Yapımcı:Vin Diesel, Neal H. Moritz, Ricardo Del Río
Görüntü Yönetmeni:Amir M. Mokri
Müzik:Brian Tyler
Süre:1 saat 50 dk
Gösterim Tarihi:03 Nisan 2009 (Türkiye)


KONU : Los Angeles sokaklarında yeni bir suç dalgası başlayınca kaçak yaşayan eski dolandırıcı Dom Toretto (Vin Diesel) ile ajan Brian O’Conner (Paul Walker) arasındaki eski husumet yeniden alevlenir. Ancak ortak düşmanlarıyla mücadele etmek zorunda kalınca ikisi arasında belli belirsiz de olsa yeni bir güven ortamı oluşmaya başlar. Ortak düşmanı safdışı etmenin başka yolu olmadığı için birbirlerine güvenmek zorundadırlar.

Omuz omuza mücadeleye girişen iki erkek intikam almanın en iyi çaresini bulmuştur: Direksiyon başındayken mümkün olan en yüksek limitleri zorlamak…












http://rapidshare.com/files/218384045/ww....part1.rar
http://rapidshare.com/files/218384368/ww....part2.rar
http://rapidshare.com/files/218384786/ww....part3.rar
http://rapidshare.com/files/218385206/ww....part4.rar
http://rapidshare.com/files/218386074/ww....part5.rar
http://rapidshare.com/files/218386619/ww....part6.rar
http://rapidshare.com/files/218387913/ww....part7.rar
http://rapidshare.com/files/218388044/ww....part8.rar



http://www.netload.in/dateiKF92kyuCBK/ww...t1.rar.htm
http://www.netload.in/dateiQkAYhuAtHB/ww...t2.rar.htm
http://www.netload.in/dateicyqoZolAkg/ww...t3.rar.htm
http://www.netload.in/dateivhECED0kUk/ww...t4.rar.htm
http://www.netload.in/dateiQu1zgddjle/ww...t5.rar.htm
http://www.netload.in/dateiJh76toaz8z/ww...t6.rar.htm
http://www.netload.in/dateiaaxFZXCFpU/ww...t7.rar.htm
http://www.netload.in/dateigUHj4cfhNh/ww...t8.rar.htm

Tr. Altyazı tam olarak senkronlu değildir bugün tekrar senkronlanıp düzeltilecektir...Diğer altyazıları indirmek isteyenler :

TR. Altyazı


http://rapidshare.com/files/218379920/H_...4_2506.rar

Alternatif Altyazı

http://rapidshare.com/files/218392586/Fa...9.rar.html



http://www.xvidfilm.com


NOT : Partlar 100 mb. dır.Linkler uyumludur..

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

Thumbs Up Araba simülatör
Gönderen: EDSTeaM - 15-03-2009 10:59 PM - Cevaplar (1)

http://img.verycd.com/gallery/1116094150...85_486.jpg

http://img.verycd.com/gallery/1116094150..._75110.jpg


http://rapidshare.com/files/1736273/3ddrivingschool.rar

Rar Şifresi : cOMEoN

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

Bug ReklamMatik
Gönderen: EDSTeaM - 14-02-2009 03:24 AM - Cevap Yok

Reklam - İzle - Kazan

ReklamMatik; Reklam filmlerini izleyerek para ve hediyeler kazanabileceğiniz yeni ve benzersiz bir platformdur.

Amacımız reklam filmlerini seven ve izlemekten keyif alan internet kullanıcılarını biraraya getiren bir topluluk oluşturmaktır.

Sizde reklamları seviyorsanız ve izlediğiniz reklamlardan para ve hediyeler kazanmak istiyorsanız bu topluluğa katılın!

Aramıza katılıp ReklamMatik'in birbirinden güzel avantajlarından yararlanmanıza çok az kaldı. Şimdi tek yapmanız gereken, aşağıdaki butona tıklayarak kayıt işlemlerinizi tamamlamak.

Aşağıdaki linki tıklayın eğer açılmıyor ise tarayıcınızın adres bölümüne yazın ya da kopyalayıp yapıştırın




Referans link :
https://secure.reklammatik.com/member_ma...d=34145826

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

Rainbow Profesör Doktor İbrahim Saraçoğlu mucizevi etkileri olan sihirli formülleri
Gönderen: EDSTeaM - 13-02-2009 03:19 PM - Cevap Yok

GENÇLEŞTİRİCİ FORMÜL;
Bu mucizevi karışım sizi genç ve zinde tutuyor.
Karışımı tüketmeye başladıktan 2 gün sonra etkisini görmeye başlıyorsunuz. Vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlayan karışım, karaciğer yağlanmasına karşı da mükemmel bir koruma sağlıyor.

GENÇLEŞTİRİCİ FORMÜL (MALZEMELER)
-15-16 sap maydanoz
-2 yemek kaşığı taze limon suyu
-Yarım bardak su
GENÇLEŞTİRİCİ FORMÜL (HAZIRLANIŞI):
Maydanoz, limon ve suyu karıştırıp blenderdan geçirin. Hazırladığınız bu karışımı sabah aç karnına kahvaltıdan 15-20 dakika önce için. 15 gün boyunca her sabah düzenli olarak tüketin. İkinci günden itibaren kendinizi daha dinç ve zinde hissedeceksiniz.

SPERM ARTICI FORMÜL
Bu formül sperm sayısında düşme olan erkekler için…
Hazırlanışı: 7-8 tane keçiboynuzunu kırıp yarım litre sıcak suya atarak 7-8 dakika kaynatın. Elde edilen suyu 3 ay boyunca düzenli olarak tüketin.

MS FORMÜLÜ
MS hastaları ve MS’e karşı önleyici olan bitki Anadolu buğdayıdır. Yarım litre suya bir avuç buğday atılır ve 6-7 dakika haşlanır. Daha sonra ılımaya bırakıp yarısını sabah kahvaltısından sonra diğer yarısını da öğlen aç karnına içeceksiniz.

Alzheimer için FORMÜL
Formülün temel maddesi havuç… Taze olarak sıkıp, gece yatmadan önce içmeniz öneriliyor. Alzheimer’in birinci evresinde ise o da ortadan kalkar. Alzheimer bir iki yılda değil en erken 15 yıl önce başlar ve ortaya çıktıktan sonra da geç kalmış olursunuz. Bunu önlemek istiyorsanız zaman zaman bu havuç suyunu içmelisiniz…

UNUTKANLIĞA MUCİZE FORMÜL
Bir ay taze sıkılmış havuç suyu uygulayacaksınız. Bunu gündüz de içebilirsiniz. Sonra bakın nasıl zehir gibi bir hafızaya sahip oluyorsunuz…

SÜPER ENERJİ FORMÜLÜ
Kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsanız ve özellikle zihin yorgunluğunuz varsa Profesör Saraçoğlu, hiçbir yerden okuyup öğrenemeyeceğiniz çok özel bir formülün tarifini veriyor.
Süper enerji formülü (MALZEMELER)
-Bildiğimiz siyah çay (Ancak çok demli olmayacak, açık olacak, poşet çay olmayacak)
-10-12 sap kuru karanfil
Süper enerji formülü (HAZIRLANIŞI)
Demlenmiş siyah çayın içine kuru karanfilleri atın. 2-3 dakika bekleyin ve karıştırıp için. İçtikten 10 dakika sonra saçınızın kökünde bile dahi kıpırdanmayı hissedeceksiniz. Yorgunluğunuzun buharlanıp gittiğini belirgin şekilde farkedeceksiniz. Dinçleştiren ve üzerinizdeki ağırlığı alan bir formül.
Demleme çayın faydaları
Yeri gelmişken Profesörün verdiği bir önemli bilgiyi de aktaralım. Poşet çay yerine demleme çay kullanılmasını öneriyor. Şöyle anlatıyor; 4-5 dakika demlenmiş çay sindirim sistemini uyarır. Eğer bunu 8-10 dakika demlerseniz keyif veren ve rahatlatan bir etki verir. Ancak günde 4 bardaktan fazla çay kalp krizini tetikler. Çok fazla içilmesi de doğru değil.

Sigara içenlere özel formül
İnsanın kendi kendine vereceği en büyük ceza sigara içmesidir. Ancak, sigarayı bırakamıyor ve nikotin ihtiyacından kurtulamıyorsanız, en azından zararlarından kurtulabilirsiniz. İşte Profesör’ün bugüne kadar saklı tuttuğu özel formül bunun için. Bu formül ile sigaranın vücudunuza verdiği tüm zararları elbette ortadan kaldırmak mümkün değil. Ancak önemli bir bölümünü en asgari düzeye indirebiliyorsunuz.
Sigara içenlere özel formül
-Formülün temeli TERE OTU…
Ayda 5 kez bunu yapacaksınız. 5 gün üst üste yaptıktan sonra diğer aya kadar bir daha tüketmeyeceksiniz. Yapmanız gereken şu; 5 gün boyunca her gün bir bağ tere otu yemek. Ancak salataya katmadan, saf olarak tüketeceksiniz. Öğlene kadar yarısını, öğleden sonra diğer yarısını yiyeceksiniz. Sigara içenlere özel formül
Bu kürü uygularken idrara çıkıldığında yanma hissedilebilir. Bu zararlı bir şey değil. Bu ot aynı zamanda idrar yollarını da temizliyor. Formülü uygulamaya başladıktan sonra 2 veya 3. günde balgam çıkartmaya başlıyorsunuz. (Ayda 5 kez uygulanıp bırakılacak, unutmayın)

Dereotu mucizesi

Profesör Saraçoğlu, “Ben bunu bulduğumda heyecanımdan günlerce uyku uyuyamadım” diyor… Ne mi o? Tiroidin hızlı ya da az çalışması durumunda dereotu çok etkilidir. 3 ay boyunca bir yemek kaşığı dereotu sabah, öğle ve akşam öğünlerinden 15 dakika önce tüketilecek. Bu konuda 5 ay sonra ilaçlarını bırakan hastaların oranı yüzde 90’dır.
Dereotu zayıflama mucizesi
Sofraya oturmadan 15 dakika önce bir yemek kaşığı dereotu yerseniz sofradan daha erken kalkarsınız. 10 dakika sonra tokluk hissi artacaktır. Daha az yemek yersiniz. Diyet yapanların özellikle yemesi gerekir. Açlık duygusuna fren yaptıran dereotudur. Hatta yemek arasında da yiyebilirsiniz. İştahınızın yavaş yavaş kalktığını görürsünüz. Göreceksiniz ki iştahınız daha erken kapanacak ve doygunluk duygunuz daha erken gelecektir.

"Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu hakkında:
1949 doğumlu olan Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu, üniversitede aldığı kimya eğitiminden sonra, Avusturya Graz Teknik Üniversitesi’nde doktorasını yaptı. 1987’de doçent, 1994 yılında da profesör olan İbrahim Saraçoğlu, Karl Franz ve Viyana Teknik üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Saraçoğlu’nun "Bitkilerdeki Sağlık Mucizesi", “Bitkisel Sağlık Rehberi ” isimli kitapları bulunmaktadır."

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

Exclamation WİNDOWS XP PROFESSİONAL SP3 X86 (32 BİT) MSDN TÜRKÇE ORJİNAL
Gönderen: EDSTeaM - 30-01-2009 08:53 PM - Cevap Yok

[Resim: 2m47foi.jpg]



WİNDOWS XP PRO SP3 MSDN ORJİNAL CD. AKTİVASYON, GÜNCELLEME SORUNU YOK. %100 ORJİNAL. NO RAPİD DOWNLOAD. 3 ALTERNATİF YÜKLEME LİNKİ.

MİCROSOFT MSDN SİTESİNDEN ALINMIŞ ORJİNAL CD'DİR. ORJİNAL KEY DOSYAYA EKLİDİR. KURULUMDAN SONRA AKTİVASYON İSTEMEZ. ORJİNALDİR; GÜNCELLEME VS. SORUNU YOKTUR.
BAKINIZ: http://msdn.microsoft.com/en-us/subscrip...pm=p%3a140

NOT: ZSHARE- ZİDDU-FİLEFACTRY LİNKLERİNDEKİ PARTLAR AYNIDIR-UYUMLUDUR. KARIŞIK OLARAK İNDİRİLEBİLİR.


ZSHARE LİNK:
PART-1
PART-2
PART-3


ZİDDU.COM LİNK:
PART-1
PART-2
PART-3


FİLEFACTORY LİNK:
PART-1
PART-2
PART-3

.

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

  Kral Tv - Top 20 19.01.2009 (2009) Full Albüm
Gönderen: EDSTeaM - 24-01-2009 12:33 PM - Cevap Yok

01. Tarkan - Arada Bir
02. Ebru Gündeş - Kizil Mavi
03.Sezen Aksu - Beşik
04. Ayla Dikmen - Anlamazdın
05. Serdar Ortaç - Şeytan
06. Rafet El Roman - Aşk-ı Virane
07. Ebru Yaşar - Seviyorum Seni
08. Kıraç - Yıkık
09. Ajda Pekkan - Aynen Öyle
10. Gülben Ergen - Sürpriz
11. Kenan Doğulu - Rüzgar
12. Yaşar - Cezayir Menekşesi
13. Ismail Yk - Yar Gitme
14. Ferhat Göçer - Biri Bana Gelsin
15. Demet Akalın - Bebek
16. Sertap Erener - Hayat Beklemez
17. Alex - Depresif Polyanna
18. Funda Arar - Beni Benle Böyle
19. Deniz Seki - Aptal
20. Eylem - Güle Güle

http://rapidshare.com/files/186979910/Kr...y_memo.rar

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

Music 233 Tane Dev Full Albüm Arşivi 2008 Yılı - A'dan Z'ye
Gönderen: EDSTeaM - 24-01-2009 12:30 PM - Cevap Yok

3 Hürel Sonsuza Kadar

http://rapidshare.com/files/162743013/3_...y_memo.rar

A

Adem Karaca 2008 Divane Gönlüm

http://rapidshare.com/files/162743103/Ad...y_memo.rar

http://rapidshare.com/files/162743201/Ad...y_memo.rar

Adem Pala 2008 Kervan

http://rapidshare.com/files/162743268/Ad...y_memo.rar

Ağla Kalbim Sen Ağla 2008 (Özel)

http://rapidshare.com/files/162765014/A....y_memo.rar

Ahmet Özhan 2008 Edep Ya Hu

http://rapidshare.com/files/162743460/Ah...y_memo.rar

Akşam Sefası 1 Kırılmış Bir Gül Dalı

http://rapidshare.com/files/162765132/AS...y_memo.rar

Akşam Sefası 2 Yolum Düştü Meyhaneye

http://rapidshare.com/files/162765222/AS...y_memo.rar

Akşam Sefası 3 Ömrüm Geçti Meyhanede

http://rapidshare.com/files/162765387/AS...y_memo.rar

Akşam Sefası 4 Yağmurlu Gece

http://rapidshare.com/files/162765513/AS...y_memo.rar

Akşam Sefası 5 Hayat Kırkından Sonra Başlar

http://rapidshare.com/files/163302344/AS...y_memo.rar

Akşam Sefası 6 Hayatımın Kanunu

http://rapidshare.com/files/163302430/AS...y_memo.rar

Akşam Sefası 7 Sevdiğiniz Şarkılar

http://rapidshare.com/files/163322386/AS...y_memo.rar

Akşam Sefası 8 Bitmeyen Çile

http://rapidshare.com/files/162765671/AS...y_memo.rar

Alaeddin Yavaşça 2008 Eski Devir Bahçeleri

http://rapidshare.com/files/162775031/Al...y_memo.rar

Ali Güven 2008 Yanımda Ol

http://rapidshare.com/files/162774916/a....y_memo.rar

Alişan 2008 Sevgilerimle

http://rapidshare.com/files/162775370/Al...y_memo.rar

Alişan & Sami Özer 2008 Senfonik Çağdaş İlahiler

http://rapidshare.com/files/162743620/Al...y_memo.rar

Almora 2008 Kıyamet Senfonisi

http://rapidshare.com/files/162768314/Al...y_memo.rar

Ankaralı Coşkun 2008

http://rapidshare.com/files/162743785/An...y_memo.rar

Ankaralı Çıtır Burhan 2008 Yeter Bırakma Sevdiğim

http://rapidshare.com/files/162775637/an...y_memo.rar

Ankaralı Şanzel 2008 Kız Ben Seni Vurmazmıyım

http://rapidshare.com/files/162775825/an...y_memo.rar

Anakarlı Turgut 2008 Beni Görmek İçin Gelme – Cezayir

http://rapidshare.com/files/162775999/an...y_memo.rar

Ankaralı Yasemin 2008 Çıldıralım

http://rapidshare.com/files/163028413/ay...y_memo.rar

Alpay&Işın Karaca 2008 Sessiz Kalma

http://rapidshare.com/files/162766056/A-...y_memo.rar

Arap Şükrü 2008 Karesi

http://rapidshare.com/files/162743818/Ar...y_memo.rar

Arif Sağ 2008 İnsan Olmaya Geldim

http://rapidshare.com/files/162776797/a....y_memo.rar

Arzu 2008 Ne Fayda

http://rapidshare.com/files/162743954/Ar...y_memo.rar

Asena 2008 Haremde

http://rapidshare.com/files/162744140/As...y_memo.rar

Aslızen Yentur 2008 Şerefe Aşklara

http://rapidshare.com/files/162776877/as...y_memo.rar

Asya 2008 Tesadüfen Remix

http://rapidshare.com/files/162744217/As...y_memo.rar

Atilla Kaya 2008 Gücüm Yetmiyor – Hatıralar

http://rapidshare.com/files/162744348/At...y_memo.rar

Atlas 2008 Kara Yağmur

http://rapidshare.com/files/163028340/At...y_memo.rar

Ayça 2008 Ciddiyete Davet

http://rapidshare.com/files/162744400/Ay...y_memo.rar

Aysun Gültekin 2008 Trt Arşiv Serisi

http://rapidshare.com/files/162744566/Ay...y_memo.rar

Ayvacı 2008 Ayvacı

http://rapidshare.com/files/162744742/Ay...y_memo.rar

Azhira 2008 Yolun Başı

http://rapidshare.com/files/163028509/Az...y_memo.rar

B

Bastürk 2008 Yan Yana

http://rapidshare.com/files/162745156/Ba...y_memo.rar

Başak Kar 2008 Layık Değilsin

http://rapidshare.com/files/162745054/Ba...y_memo.rar

Barış Akarsu 2008 Ayrılık Zamanı Gelir

http://rapidshare.com/files/163302478/ba...y_memo.rar

Bebek 2008 Bebeklere Özel Klasik Müzik

http://rapidshare.com/files/162745300/BE...y_memo.rar

Bedirhan Gökçe 2008 Güle Yazdım

http://rapidshare.com/files/162745445/Be...y_memo.rar

Bedirhan 2008 Adını Anmam Artık

http://rapidshare.com/files/162745377/Be...y_memo.rar

Bengü 2008 Gezegen

http://rapidshare.com/files/162745585/Be...y_memo.rar

Berna Öztürk 2008 Dancing In The Sun

http://rapidshare.com/files/162745753/Be...y_memo.rar

Betül Demir 2008 Süper

http://rapidshare.com/files/162745910/Be...y_memo.rar

Beyaz Melek Film Müzikleri 2008

http://rapidshare.com/files/162746069/Be...y_memo.rar

Birikiüç 2008 Birikiüç

http://rapidshare.com/files/162746145/Bi...y_memo.rar

Bizim Gönül 2008 Başımın Belası

http://rapidshare.com/files/162746339/Bi...y_memo.rar

Bora Uymaz 2008 Yunus Ça

http://rapidshare.com/files/162746445/Bo...y_memo.rar

Brilliant 2008 Masal Dünyam

http://rapidshare.com/files/162746581/Br...y_memo.rar

Burcu Güneş 2008 On The Club

http://rapidshare.com/files/162746868/Bu...y_memo.rar

Burçin 2008 Hükümdar Değilsin

http://rapidshare.com/files/162746640/Bu...y_memo.rar

Burhan Çaçan 2008 Sabaha Kadar

http://rapidshare.com/files/162746996/Bu...y_memo.rar

By-Kuş Lar 2008 10lar

http://rapidshare.com/files/163302550/by...y_memo.rar

C

Cafe Anatolia Dream’s

http://rapidshare.com/files/163302729/ca...y_memo.rar

Canan Anderson 2008 Nuh Tufanı

http://rapidshare.com/files/162747322/Ca...y_memo.rar

Cankat 2008 Dallandım

http://rapidshare.com/files/163302773/ca...y_memo.rar

Cengiz İmrem 2008 İşte

http://rapidshare.com/files/163327387/ce...y_memo.rar

Cevap 2008 Şehrin Işıkları

http://rapidshare.com/files/163302802/ce...y_memo.rar

Ceyhun Çelikten 2008 Buluşmalar 1

http://rapidshare.com/files/162747420/Ce...y_memo.rar

Coşkun Yıldız 2008 Annem

http://rapidshare.com/files/163327331/c....y.memo.rar

Ç

Çağrı 2008 Yaşıyorum Yaşamaksa

http://rapidshare.com/files/162747150/Ca...y_memo.rar

Çiçek Pasajı 2008

http://rapidshare.com/files/162747507/_i...y_memo.rar

Çilekeş 2008 Katil Dans

http://rapidshare.com/files/163327488/ci...y.memo.rar

D

Dahi 2008 Cerrah

http://rapidshare.com/files/163322441/d....y_memo.rar

Demir Demirkan 2008 Yolun Yarısı

http://rapidshare.com/files/163327589/dd...y_memo.rar

Dj Çetin Full Bas (Seçmece) 2008

http://rapidshare.com/files/162748387/Dj...y_memo.rar

Dj Matrak 2008 Kopuyoruz

http://rapidshare.com/files/162747582/DJ...y_memo.rar

Dj Onur Suygun 2008 Mix Paket Volume 1

http://rapidshare.com/files/162747794/DJ...y_memo.rar

Dj Özhan Özal Dejavu In Istanbul

http://rapidshare.com/files/162748081/Dj...y_memo.rar

Doa 2008 Doa

http://rapidshare.com/files/162748697/Do...y_memo.rar

Doğuş 2008 Ten

http://rapidshare.com/files/163302932/do...y_memo.rar

Doktorlar 2008 Dizi Film Müzikleri

http://rapidshare.com/files/162748875/Do...y_memo.rar

E

Ebru Aydın 2008 Müsadenizle

http://rapidshare.com/files/163328619/e....y_memo.rar

Ebru Seçer 2008 Unutamadım

http://rapidshare.com/files/163322636/ES...y_memo.rar

Efkan Şeşen 2008 Renkler Ve Islıklar

http://rapidshare.com/files/163302984/ef...y_memo.rar

Ekin 2008 Sen Tutukladın Beni

http://rapidshare.com/files/162748965/Ek...y_memo.rar

Ekrem 2008 Şamama - Ana Mori

http://rapidshare.com/files/163322586/ek...y_memo.rar

Elveda Rumeli Dizi Müzikleri 2008

http://rapidshare.com/files/162749103/El...y_memo.rar

Emel Sayın 2008 Bir Şarkıdır Yalnızlığım

http://rapidshare.com/files/163328605/e....y_memo.rar

Emrin 2008 Hayda

http://rapidshare.com/files/162749199/Em...y_memo.rar

Erol Parlak 2008 Yalınkat

http://rapidshare.com/files/163303046/er...y_memo.rar

Esengül 2008 Ayrılık

http://rapidshare.com/files/162749296/Es...y_memo.rar

Esengül 2008 Sevdiklerim

http://rapidshare.com/files/162749373/Es...y_memo.rar

Esma Er 2008 Kimi Kimi

http://rapidshare.com/files/162749462/Es...y_memo.rar

Eylem 2008 Sonraki

http://rapidshare.com/files/162749573/Ey...y_memo.rar

F

Fahir Atakoğlu 2008 İz

http://rapidshare.com/files/163322717/f....y_memo.rar

Faruk K 2008 Tek Yön

http://rapidshare.com/files/163303089/Fa...y_memo.rar

Fasl-I Beyoğlu 2008 Sound Of Beyoğlu

http://rapidshare.com/files/162749768/Fa...y_memo.rar

Fatih Kısaparmak 2008 Mor Salkımlı Sokak Ve Senin Şiirlerin

http://rapidshare.com/files/163322804/f....y_memo.rar

Fatih Ürek 2008 Sus

http://rapidshare.com/files/162749906/Fa...y_memo.rar

Ferhat Göçer 2008 Çok Sevdim İkimizi

http://rapidshare.com/files/163303239/fe...y_memo.rar

Feridun Düzağaç 2008 Uykusuza Masallar

http://rapidshare.com/files/163303175/FD...y_memo.rar

G

Gece Yolcuları 2008 Kalbin Kadar Yakın

http://rapidshare.com/files/163322910/g....y_memo.rar

Gökhan Kan 2008 Yolculuk

http://rapidshare.com/files/162749967/Go...y_memo.rar

Gökhan Kırdar 2008 Kurtlar Vadisi Öldüm De Dirildim

http://rapidshare.com/files/163327707/go...y_memo.rar

Gökhan Özen 2008 Bize Aşk Lazım

http://rapidshare.com/files/163303383/go...y_memo.rar

Göknur Onur 2008 Kime Ne

http://rapidshare.com/files/162750075/Go...y_memo.rar

Göksel Baktagir 2008 Doğu Rüzgarı Cd 1

http://rapidshare.com/files/162750374/Go...y_memo.rar

Göksel Baktagir 2008 Doğu Rüzgarı Cd 2

http://rapidshare.com/files/162750272/Go...y_memo.rar

Göksel Baktagir 2008 Hayal Gibi Cd 3

http://rapidshare.com/files/162750504/Go...y_memo.rar

Gönül Yazar 2008 Nostalji

http://rapidshare.com/files/162750785/Go...y_memo.rar

Grup 84 2008 Kgb

http://rapidshare.com/files/162750983/Gr...y_memo.rar

Grup Gündoğarken 2008 Hayat Bu

http://rapidshare.com/files/163303330/g....y_memo.rar

Grup Hepsi 2008 Şaka

http://rapidshare.com/files/163327694/g....y_memo.rar

Grup Mp3 2008

http://rapidshare.com/files/162751020/Gr...y_memo.rar

Grup Munzur 2008

http://rapidshare.com/files/162751166/gr...y_memo.rar

Grup Tual 2008 Yalınayak

http://rapidshare.com/files/162751249/Gr...y_memo.rar

Grup Yorum 2008 İn Concert

http://rapidshare.com/files/163303480/gr...y_memo.rar

Gripin 2008 Gripin 2

http://rapidshare.com/files/162750888/Gr...y_memo.rar

Güçlü Soydemir 2008 Her Gün Aklımda

http://rapidshare.com/files/163303550/gu...y_memo.rar

Güçlü Soydemir 2008 İlahiler 2 Tövbe

http://rapidshare.com/files/162751353/Gu...y_memo.rar

Gülay & Nida Ateş 2008 Dost Bağı

http://rapidshare.com/files/162751443/Gu...y_memo.rar

Gülben Ergen 2008 Çok Sevdim İkimizi (Sürpriz)

http://rapidshare.com/files/163303613/gu...y_memo.rar

Gülşen 2008 Yapamazsan Yok Maxi Single

http://rapidshare.com/files/163303641/gu...y_memo.rar

Gülten Zerre 2008 Sen Gideli

http://rapidshare.com/files/162751746/Gu...y_memo.rar

Gürkan 2008 Buram Buram

http://rapidshare.com/files/162751896/Gu...y_memo.rar

Güzel İzmir Şarkıları 2008

http://rapidshare.com/files/163328479/iz...y_memo.rar

H

Handan Aydın 2008 Turku Olur Sokaklar

http://rapidshare.com/files/163323101/h....y_memo.rar

Hasan Yılmaz 2008 İstanbul’un Babası

http://rapidshare.com/files/162752052/Ha...y_memo.rar

Haydar Öztürk 2008 Ben Mi İstedim

http://rapidshare.com/files/162752138/Ha...y_memo.rar

Hayri Yaşar Karagülle 2008 Yalan

http://rapidshare.com/files/162752264/Ha...y_memo.rar

Hepsi 2008 Kayıp Krallığın Sırrı

http://rapidshare.com/files/162752300/He...y_memo.rar

Hilal 2008 Çıvgın

http://rapidshare.com/files/162752372/Hi...y_memo.rar

İ

İbrahim Tatlıses 2008 Neden

http://rapidshare.com/files/163328357/i....y_memo.rar

İzmirli Taylan 2008

http://rapidshare.com/files/162752515/iz...y_memo.rar

J

Joy Türk 2008 Aşkı Hisset

http://rapidshare.com/files/163303773/jo...y_memo.rar

K

Kadir Tapucu 2008 Taş Yürekli

http://rapidshare.com/files/163303902/Kt...y_memo.rar

Kardeşlik Çağrısı 2008 Kızgın Yürek

http://rapidshare.com/files/163323173/KC...y_memo.rar

Kargo 2008 Best Of Kargo

http://rapidshare.com/files/162752723/Ka...y_memo.rar

Keremc&Destan 2008 Travmatik Perforasyon

http://rapidshare.com/files/162752782/Ke...y_memo.rar

Keremcem 2008 Ateşler İçinde

http://rapidshare.com/files/163303869/ke...y_memo.rar

Kıvırcık Ali 2008 Hepimize Yeter Dünya

http://rapidshare.com/files/163303848/k....y_memo.rar

Kubat 2008 Aşkın Şarabı

http://rapidshare.com/files/162752892/Ku...y_memo.rar

Kutsi 2008 Aynadaki Yüzünün Karşılığı Benim

http://rapidshare.com/files/163323222/ku...y_memo.rar

L

Lara 2008 Yadigar

http://rapidshare.com/files/162752969/La...y_memo.rar

Latif Doğan 2008 Bi Tane & Sen Çok Tatlısın

http://rapidshare.com/files/162753277/La...y_memo.rar

M

Mali 2008 İşte Böyle

http://rapidshare.com/files/162753395/Ma...y_memo.rar

Mavzer 2008 Son Bir Haftam

http://rapidshare.com/files/162753458/Ma...y_memo.rar

Metin Şentürk 2008 Zamanda Yolculuk

http://rapidshare.com/files/163303989/me...y_memo.rar

Mt-2008 Kayıp Kuşlar Cenneti (Paradise Of Lost Birds)

http://rapidshare.com/files/162753571/MT...y_memo.rar

Murat Başaran 2008 Canın Sağolsun

http://rapidshare.com/files/162753687/mu...y_memo.rar

Murat Boz 2008 Uçurum

http://rapidshare.com/files/162753769/Mu...y_memo.rar

Murat Evgin 2008 Bambaşka Bir Şehir

http://rapidshare.com/files/163304052/me...y_memo.rar

Murat Kurşun 2008 Sen Olmazsan

http://rapidshare.com/files/163304097/MK...y_memo.rar

Mustafa Yıldızdoğan 2008 Şahit

http://rapidshare.com/files/163323317/ms...y_memo.rar

N

Nedim Zeper 2008 Söz

http://rapidshare.com/files/162742879/_2...y_memo.rar

Neşat Ertaş 2008

http://rapidshare.com/files/163304216/ne...y_memo.rar

Ney Taksimleri 2008 The Sufi Scream

http://rapidshare.com/files/162753956/Ne...y_memo.rar

Nihan 2008 Başka Biri

http://rapidshare.com/files/163323372/n....y_memo.rar

Nil Burak 2008 Bir Numaramsın H

http://rapidshare.com/files/162754142/Ni...y_memo.rar

Nilüfer 2008 Sen Beni Tanımamışsın

http://rapidshare.com/files/163304249/nu...y_memo.rar

Nilüfer Sarıtaş 2008 Can Gibi

http://rapidshare.com/files/162754330/Ni...y_memo.rar

Niran Ünsal 2008 Canlı Performanslar

http://rapidshare.com/files/163304173/n....y_memo.rar

Nurcanım 2008 Karadeniz Kızıyım

http://rapidshare.com/files/162754547/Nu...y_memo.rar

Nurhan Damcıoğlu 2008 İki Tık Tık İki Fıs Fıs

http://rapidshare.com/files/162754708/Nu...y_memo.rar

Nurşah 2008 Söyleyemedim

http://rapidshare.com/files/163323426/nu...y_memo.rar

Nükhet Duru 2008 En İyileriyle

http://rapidshare.com/files/162754445/Nu...y_memo.rar

Nuri Sesigüzel 2008 Züleyha

http://rapidshare.com/files/162754817/Nu...y_memo.rar

O

Ogan Aydın 2008 Zehirli Nefes Maxi Single

http://rapidshare.com/files/163323436/o....y_memo.rar

Okan Tok 2008 Zilli

http://rapidshare.com/files/162754938/Ok...y_memo.rar

Onur Şan 2008 Felek

http://rapidshare.com/files/163304354/On...y_memo.rar

Orhan Ölmez 2008 Damla Damla

http://rapidshare.com/files/162755046/Or...y_memo.rar

Ozan 2008 Bir Gecelik Aşk

http://rapidshare.com/files/162755103/Oz...y_memo.rar

Ozan 2008 Şekerim Benim

http://rapidshare.com/files/162755248/Oz...y_memo.rar

Ö

Özer 2008 Ah Kafam Ah

http://rapidshare.com/files/162755330/oe...y_memo.rar

Özgür Çevik 2008 Düşünce

http://rapidshare.com/files/163304309/oC...y_memo.rar

P

Petek Dinçöz 2008 Frekans

http://rapidshare.com/files/162755465/Pe...y_memo.rar

Pınar Eliçe 2008 Olur Mu Olur

http://rapidshare.com/files/163304384/PE...y_memo.rar

R

Rojin 2008 Teq Dövme

http://rapidshare.com/files/162755815/Ro...y_memo.rar

Roman Olsun - Let My Love Be Room

http://rapidshare.com/files/162755976/Ro...y_memo.rar

Roya 2008 Aldatma

http://rapidshare.com/files/162756245/Ro...y_memo.rar

S

Sadık Karan 2008 Aman

http://rapidshare.com/files/163304662/SK...y_memo.rar

Sagapo Kajmer 2008 Kötü İnsanların Tanıtım Senesi

http://rapidshare.com/files/162756655/Sa...y_memo.rar

Sarp Maden 2008 Bence

http://rapidshare.com/files/162756983/Sa...y_memo.rar

Seçil Heper 2008 Huzurlu Günler (En İyileriyle Eskilerden) 1. Cd

http://rapidshare.com/files/162757397/Se...y_memo.rar

Seçil Heper 2008 Huzurlu Günler (En İyileriyle Eskilerden) 2. Cd

http://rapidshare.com/files/162757094/Se...y_memo.rar

Seda Üren 2008 Maxi Single

http://rapidshare.com/files/163323544/Su...y_memo.rar

Seher Dilovan 2008 Dokunma Yalan Dünyanın Keyfine

http://rapidshare.com/files/163304550/SD...y_memo.rar

Selda Baycan 2008 Güvercinleri De Vururlar

http://rapidshare.com/files/163304501/SB...y_memo.rar

Selim Sesler 2008 Çırpık Bacaklı Gelin

http://rapidshare.com/files/162757517/Se...y_memo.rar

Serap Yağız 2008 Suların Uğultusu

http://rapidshare.com/files/163323625/SY...y_memo.rar

Serdar Ortaç 2008 Nefes

http://rapidshare.com/files/162757731/SE...y_memo.rar

Serdar Ortaç 2008 Remix

http://rapidshare.com/files/163304727/SO...y_memo.rar

İçindekiler
Serdar Ortaç - Ayri Gitme ((Rmx 2008))
Serdar Ortaç - Heyecan ((House Mix 2008))
Serdar Ortaç - Heyecan ((Techno Mix 2008))
Serdar Ortaç - Seytan ((Rmx 2008))

Sergüzeşt 2008 Şehirde Yürürken

http://rapidshare.com/files/163304626/se...y_memo.rar

Sevda 2008 Hislerimin Talebesiyim

http://rapidshare.com/files/162757838/Se...y_memo.rar

Seyhan Güler 2008 Ellerin Oldu

http://rapidshare.com/files/162757979/Se...y_memo.rar

Sezen Aksu 2008 O Kadın

http://rapidshare.com/files/162758121/Se...y_memo.rar

Sibel Can 2008 İşte Türk Sanat Müziği

http://rapidshare.com/files/163323509/SC...y_memo.rar

Sibel Tüzün 2008 Aç Telefonu Maxi Single

http://rapidshare.com/files/162758153/Si...y_memo.rar

Sinem 2008 Yağmur

http://rapidshare.com/files/162758270/Si...y_memo.rar

Soner Arıca 2008 Sallan

http://rapidshare.com/files/163304429/SA...y_memo.rar

Su 2008 Türkü Seli

http://rapidshare.com/files/162758425/Su...y_memo.rar

Ş

Şanlıurfa Ashap Geceleri 2008

http://rapidshare.com/files/162756780/Sa...y_memo.rar

T

Taha Özer 2008 Davet

http://rapidshare.com/files/162758534/Ta...y_memo.rar

Tan 2008 Yıldızlarda Kayar

http://rapidshare.com/files/163328185/T....y_memo.rar

Tanyeli 2008 Dans Et Benle

http://rapidshare.com/files/162758805/Ta...y_memo.rar

Tarabya Geceleri Ati Müzik Tavernası

http://rapidshare.com/files/163304762/T....y_memo.rar

Tarkan 2008 Metamorfoz

http://rapidshare.com/files/162759293/Ta...y_memo.rar

Tarkan 2008 Enstrumental Mix Albüm

http://rapidshare.com/files/162759105/Ta...y_memo.rar

Tayfun Hancı 2008 Kilit

http://rapidshare.com/files/163304910/TH...y_memo.rar

Timuçin 2008 Dur

http://rapidshare.com/files/162759406/Ti...y_memo.rar

Tuba Ekinci 2008 Condom

http://rapidshare.com/files/163304796/TE...y_memo.rar

Tuna Tabu 2008 Gurur Kırıntıları

http://rapidshare.com/files/163323746/TT...y_memo.rar

Q

Qarizma 2008 Gülmeyi Unutma

http://rapidshare.com/files/162755618/Qa...y_memo.rar

U

Uğur Arslan 2008 Vatan Sağolsun

http://rapidshare.com/files/163304960/U....y_memo.rar

Uğur Işılak 2008 Sizin Gibi Değilim

http://rapidshare.com/files/163305007/U....y_memo.rar

Umut Zen 2008 Umutzen

http://rapidshare.com/files/162759531/Um...y_memo.rar

V

Vildan 2008 Ama Yoksun

http://rapidshare.com/files/162759717/Vi...y_memo.rar
http://rapidshare.com/files/162762333/Vi...y_memo.rar

Vip- Lirikler 2008 Asker

http://rapidshare.com/files/162759769/Vi...y_memo.rar

Vizyon & Girdap 2008 Sanayileşen Rüyalar

http://rapidshare.com/files/168 Vakit Geldi

http://rapidshare.com/files/162760662/Ye...y_memo.rar

Yulduz Usmanova 2008 İnadım

http://rapidshare.com/files/162760791/Yu...y_memo.rar

Z

Zara 2008 Bahar

http://rapidshare.com/files/162760991/Za...y_memo.rar

Zen 2008 Şerefe

http://rapidshare.com/files/163305313/ze...y_memo.rar

Zeynep Coşkun 2008 Sen Bana Düşman

http://rapidshare.com/files/163305259/ZC...y_memo.rar
http://rapidshare.com/files/163323910/ZC...y_memo.rar

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

Question LÜZUMSUZ...
Gönderen: EDSTeaM - 29-12-2008 09:22 PM - Cevap Yok

Vücudumuz

İnsan vücudunda yaklaşık 100 trilyon hücre vardır. Her dakika bunlardan 300 milyonu ölür. Eğer sürekli olarak yenilenmeselerdi, bütün hücreler 330 gün içinde ölecekti.
Su, vücudun %69'unu teşkil eder. Normal bir insanda yaklaşık 47 litre su vardır. Teneffüs, terleme ve boşaltım ile her gün 2.4 litre su kaybedilir. Su, vücuttaki çoğu dokunun %20 ile %80'ini ,beyin dokusunun ise %85'ini oluşturur. Eğer 73 kilogramlık bir insanın vücudundaki suyun tamamı çıkarılacak olsaydı, geriye sadece 29 kilogramlık bir vücut kalacaktı.
Su dışında vücutta birçok madde daha mevcuttur. Mesela normal bir vücutta, küçük bir sundurmayı yıkayacak kadar sönmüş kireç, 7 büyük sabun kalıbı yapacak kadar yağ, orta boy bir kavanozu dolduracak kadar şeker, 6 tuzluğu dolduracak kadar tuz, 9 bin kurşun kalem yapacak kadar karbon(13kg), 2 bin 2 yüz tane kibrit yapacak kadar fosfor, 25 milimetrelik bir çivi yapacak kadar demir, bir kaşık sülfür ve 30 gram diğer metaller bulunur.

Piramitlerin sırrı

* Pramitlerin her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir. Bu taşlar temin etmek için en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği bilinmemektedir.

* Pramit kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir.(Doğdugu ve tahta tahta çıktığı günler)

* Mumyalarda radyoaktif madde bulunuyor. Bu yüzden mumyaları ilk kez bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.

* Pramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.
* Kirletilmiş suyu, birkaç gün pramit'in içine bırakırsanız suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

* Pramit'in içerisinde süt birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

* Bitkiler pramit'in içinde daha hızlı büyürler.

* Pramit'in içine bırakılmış su 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

* Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku yapmadan pramit içinde mumyalaşır.

* Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir pramit'in içinde daha cabuk iyileşme eğilimi gösterir.

*Pramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu ya da aynı yerde birkaç tur attılar. Ancak içlerini göremediler.

*Pramitlerin içi yazın soğuk, kışın sıcak olur.



Topkapı Sarayı’ndaki yasak nasıl delindi?
Topkapı Sarayı’nın hazine dairesinden hiçbir şey dışarı çıkamazdı. 2. Abdülhamit, kızı Ayşe’ye taç yaptırmak için model olarak kullanılmak üzere 3. Mehmet’in muhteşem sorgucunu saray kâhyasından istedi. Kâhya padişahtan muayyen vadeli bir senet almadan sorgucu vermedi. Bu tutum Abdülhamit’in çok hoşuna gitti. Kâhyaya 100 altın hediye etti. Süresi geldiğinde sorgucu kâhyaya iade edip vermiş olduğu senedi geri aldı.

Padişahların sihirli bitkisi neydi?
“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı’da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı.

Rum Ateşi’ni kimleri yaktı?
2. Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığı zaman donanması boğazı geçerken donanmanın üzerine Galata’daki şimdiki Yer Altı Camii’nin bulunduğu yerden, Saray Burnu’ndan ve Kız Kulesi’nden “Rum Ateşi” denilen özel bir karışımdan yapılmış, çok zor sönen ateş yağdırılmıştı. Fetih gerçekleştirilip İstanbul alındıktan sonra padişahların tahta çıkışlarında ve bayramlarda Kız Kulesi’ne yerleştirilen toplar bu kez şenlik için ateşlenmeye başladı.

Türkiye’de ilk demiryolu ne zaman yapıldı?
Sultan Abdülaziz yenilikçi bir padişahtı. Yapmış olduğu Avrupa seyahatinde gördüğü demiryollarına çok imrenmiş, İstanbul’a dönüşünde İstanbul – Edirne demiryolunun yapımı için bir demiryolu şirketine yetki vermiştir. Ancak yapım sırasında demiryolunun Topkapı Sarayı’nın bahçesinden geçmesi gündeme gelince çevresindekiler bu duruma karşı çıkmışlardı. Bu itirazları tebessümle karşılayan Abdülaziz “tren saraydan değil isterse üstümden geçsin yeter ki bu demiryolu yapılsın” diyerek bu konudaki isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterdi.

ABD meclisindeki padişah kimdir?
ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Ağaç kesenleri affetmeyen padişah kimdi?
Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

45 gün süren deprem ne zaman oldu?
İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Giyotin nasıl bulundu?
Kafa keserek mahkumların hayatına son veren “giyotin” adlı ölüm makinesi bir doktorun insan sevgisi yüzünden icat edilmiştir. Dr. Guillotin o yıllarda Fransız devriminin getirdiği eşitlik ilkesine uygun olarak mahkumların ölümününde eşitlik ilkesine uygun olarak yerine getirilmesini öngörüyordu. Bu yüzden projesini çizdiği yüksekten düşen büyük bir bıçaktan ibaret makine onun ismi ile anılmaya başladı.

Herkül’e benzeyen padişah kimdi?
4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Osmanlı’da nevruz nasıl kutlanırdı?
Farsça “yeni gün” anlamına gelen Nevruz Osmanlı’da da şenliklerle kutlanırdı. Baharın başlangıcı kabul edilen Nevruz ile birlikte herkes birbirine Nevruziye denen kıymetli hediyeler verir, yine Nevruziye denen içinde sandal ağacı, anber, gül suyu, zencefil gibi türlü baharatların bulunduğu çok kuvvetli ve nefis bir macun özel olarak hazırlanarak padişaha ve devlet büyüklerine ikram edilirdi.

Anıtkabir’in altından ne çıktı?
Anıtkabir, Atatürk’ün “Buradan Ankara ne güzel görünüyor” dediği Rasattepe’de 9 Eylül 1944 yılında atılan temel çalışmalarıyla başlamıştı. İnşaat çalışmaları sırasında yapılan kazılarda buranın Frigyalılar’a ait eski bir mezar alanı olduğu bulunan mezarlardan anlaşılmıştı. Ata’nın bu kabire nakli ölümünden ancak 15 sene sonra gerçekleşti.

Denizaltıdan düzenlenen ilk suikast kimeydi?
İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Logaritmayı kim buldu?
Logaritmayı ilk kez 1730 – 1790 yılları arası yaşayan bir Türk bilgini olan Gelenbevi İsmail Efendi bulmuştu. Gelenbevi İsmail Efendi matematikle uğraşırken sayı değerlerini ondalık bölümlere göre düzenleyip hesapları son derece kolaylaştıran bir sistemi kendiliğinden bulmuş, ancak bunu pratik bir uygulama sayıp fazla önemsemediğinden kimseye bahsetmemişti. Bu, Batı’da kullanılan “logaritma” idi.

Civelek kime denir?
Civelek tüysüz yeniçerilere verilen isimdir. Osmanlı döneminde yüzleri pürüzsüz ve tüysüz olan civelek gençler pamuk ipliğinden bir peçe örterek sokağa çıkarlardı.


Kara Mehmet kimdir?
Kara Mehmet halk arasında gücüyle ün yapmış bir pehlivandır. Ne kadar güçlü olduğunu ölmek üzereyken başından geçen bir olayla son kez kanıtlamıştır. Kara Mehmet bir semt kahvehanesinde kalp krizi geçirerek ölmüştür. Kriz anında dayandığı dokuz çubuklu demir parmaklığı kağıt gibi birbirinin içine geçirmişti. Çubuklar öylesine iç içe geçmişti ki daha sonra onları demir küskü ile açmak isteyenler başarılı olamadılar.

Elmastan yapılan camii hangisidir?
Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran Şahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Voyvoda Rabia kimdir?
17’nci Yüzyılda yaşadığı öne sürülen ve zalimliğiyle ünlü Bosnalı İbrahim Voyvoda aslında 18 yaşında Rabia adlı bir kızdı. Kimsenin baş edemediği Rabia’nın ölümü biraz acı oldu. Bir çengele asıldı ve halkın gözü önünde ölüme terk edildi...

Göğüs perçemini kim bırakırdı?
Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna ‘göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

‘Unutma bizi dolması’ nedir?
Eskiden ramazanda meyhaneler zorunlu olarak kapatılırdı. Bayram arifesinde meyhaneciler gedikli müşterilerinin evlerine midye ya da uskumru dolmaları gönderirlerdi. Bu ikramlara ‘unutma bizi dolması’ denirdi.

Mesleği küfür yemek olan esnaf kimdi?
Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.

Mandadan asker olur mu?
Eskiden tersane havuzlarına gemi alınınca havuzların suyu büyük bostan dolapları ile boşaltılırdı. Bu dolapları mandalar çekerdi. Bu iş için tersanelerde ayrı bir bölük, bölüğün başında da Manda Ağası bulunurdu. Kurası tersaneye çıkan erkekler askerlik yapmamak için bedel olarak para ödemez, tersaneye manda verirlerdi. Sahibinin yerine askerlik süresini dolduran mandalar bir terhis tezkeresi verilir, bu tezkereler sırmalı kordonlarla boynuzlarının arasına asılırdı. Köyüne veya kasabasına dönen mandalar coşkulu bir törenle karşılanırlardı.

Pırpırı Kıyafet’i kimler giyerdi?
19’uncu Yüzyılın başlarında İstanbullu gençler arasında kabadayılığın o zamanki diğer bir şekli olan Külhani dolaşmak moda olmuştu. Bu kişiler başlarına üç metre boyunda şal sarar, bacaklarını açıkta bırakan kalyoncu mintanı giyer, kollarını sıvar, vücutlarına çeşitli dövmeler yaptırarak etrafa hava atarlardı. Bu kıyafete ‘Pırpırı Kıyafet’ denirdi.

Baba Cafer kimdir?
Eskiden borçları olanlar Baba Cafer Zindanı’na atılırlardı. Hapsedilen borçlular zindanın tek penceresinden yardım isterler, borçlarını ödemeleri için halka yalvarırlardı. Baba Cafer’den bir borçlu kurtarmak büyük sevap sayılırdı.

Türkiye’nin ilk heykeli nerede dikildi?
Türkiye’nin ilk heykeli 10 metre uzunluğundaki Osman Gazi büstüdür. Bu büst 1914-1918 arasında Sivas Valisi Muammer Bey’in girişimiyle Hafik-Zara yolu üzerinde yapılmıştır. Gericiler heykeli protesto ederek törene katılanları ‘Taş Dikenler’ olarak adlandırmışlardır. İlginç olan, açılış törenini devrin müftüsünün yapmış olmasıdır. Bu heykel 1937’de yine Sivas Valisi Nazmi Toker tarafından kaldırılmıştır.

Kaşıkçı Elması nasıl bulundu ?
Osmanlı hazinesinin meşhur “Kaşıkçı Elması” IV. Mehmet zamanında fakir bir adam tarafından İstanbul Yenikapı’da bir çömleğin içinde bulundu. Adam Elmas'ı iki tahta kaşık karşılığı bir kaşıkçıya devretti. Kaşıkçı da Elması çok ucuz bir bedele kuyumcuya sattı. Hadise anlaşılınca Elmas, Sultan IV. Mehmet tarafından hazineye alındı.

Osmanlı ordusunun ilk gemisini kim yaptı

İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan'dı.

Haliç'i gemi direkleri üzerinden iple geçen kimdi?

18. yüzyılda Üçüncü Ahmet’in oğlu Şehzade Mustafa’nın sünnet düğününde bir cambaz Haliç’i gemi direkleri üzerinde gerilen bir ipte geçti.

Serasker Rıza Paşa kimdir?

Bir gün ikinci Mahmut Mısır Çarşışı’nda halk arasında gezinirken uğradığı bir dükkanda kendisine kahve getiren sevimli bir kahveci çırağını çok sevdi. Hemen o gün saraya alınan çocuk sonradan tarihimizin meşhur Serasker Rıza Paşa’sı olmuştur.

Belediye reisi kumar oynayanlara ne yapıyordu?

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

18. yüzyılda gençlerin gözde aksesuarı neydi?

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.
Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.

Kız kulesi ne zaman "aydınlandı" ?

Kız kulesine ilk deniz feneri üçüncü Ahmet devrinde Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın emri ile konuldu. O zaman ahşap olan kulenin içindeki fener ağır yağlar ile yakılırdı. Bir gün fenerin yakıldığı büyük kandil tutuşarak ahşap kule bir meşale gibi yandı. Yangının ardından kule bu kez kagir olarak yapıldı.


"Kahraman koç"un sonu ne oldu ?

17. yüzyılda Macaristan’ın Sobatzka Kalesi’nin Osmanlı muhafızları çok sevdikleri bir koçu özenle besliyorlardı. İkinci Viyana Kuşatması ile başlayan felaketli devirde kale Almanlar tarafından kuşatıldı. Kurtuluş imkanı göremeyen askerler bir sabah vakti kaleden fırlayarak düşmanı yarıp Budin yoluna doğru yöneldiler. Onlarla beraber fırlayan koç da sahiplerini yalnız bırakmamış iri boynuzları ile önüne çıkan düşman askerini yaralayarak, kendini tutturmadan askerlerle beraber Budin’e gelmişti. Bu gazi ve cengaver koç Budin’de büyük bir şöhret kazandı. Ancak ne yazık ki aynı yılın kurban bayramında kesildi!

Ünlü okçu kuvvetini nasıl kanıtladı?

Kanuni Sultan Süleyman zamanında okçulardan ok satın alan ünlü Kemankeşler soyundan 80 yaşındaki Ahmet Ağa'ya bir okçu çırağı, "baba sende kiriş gerecek kuvvet varmı ki ok alıyorsun ?" diye laf attı. Bu sözlere çok öfkelenen Ağa, at üstündeki ihtiyar çarşının kapısından sarkan zincirlere kolları ile sarılıp aynı anda bacaklarını altındaki atın karnına doladı. Kendini yukarı çektiğinde altındaki atı da havaya kaldırdı. Ağa'nın bu harekete etrafındakileri şaşkına çevirdi.




Yıldırım nasıl düşüyor?

Gökyüzünde yılda 3 milyar şimşek veya yıldırım oluşmaktadır. Bir değişle yılın herhangi bir zamanında dünyanın üstünde 2 bin yıldırım bulutu vardır ve dünyamıza her saniyede 100 yıldırım düşmektedir. Güçlü bir fırtına, Hiroşima'ya atılan atom bombasından 100 kat daha fazla enerji açığa çıkarmaktadır. Kim bilir? Belki bir gün gelecek yıldırımları da enerji kaynağı olarak kullanmayı öğranaceğiz.
Bu gök olayı insanlığın ilk tarihlerinden itibaren ilahi bir işaret olarak görülmüştür. Yıldırım düşmesi insanlar için tehlikeli olmasın rağmen insan yaşamına faydası da vardır. Yıldırımlar yeryüzündeki bitkiler için faydalı maddeler olan nitratlar ve oksijenin de yeryüzüne inmesine neden olurlar.
Her şey güneş ışıkları ile yeryüzünde ısınan havanın yükselmesi ile başlıyor. Tabii içinde buharlaşan suyu da yukarı taşıyarak. Bu yükselen hava yaklaşık 2-3 kilometreye ulaşınca havanın soğuk katmanlarına rast geliyor. Soğuk havalarda nefes verince nefesimiz nasıl buharlaşıyorsa aynen o şekilde buharlaşıyor ve gördüğümüz bulutu oluşturuyor. Bu bulutlar daha sonra hava akımları ile 20 bin metreye kadar tırmanabiliyorlar.Aslı tam bilinmemesine rağmen bulutların bu yükselişleri sırasında içlerinde oluşan buz kristallerinin birbirlerine sürtünerek bir statik elektrik enerjisi açığa çıkardıkları öne sürülüyor. Bu elektrik enerjisi bulutların üst katmanlarında pozitif (+), alt katmanlarında ise negatif (-) yüklü olarak birikiyor. Bulutun içindeki yük havayı iyonize edecek güce ulaştığında şimşek oluşuyor.
Yağmur bulutlarının alt yüzeylerindeki büyük negatif yük içindeki elektronları iterek oarayı da pozitif yüklü hale getiriyor ve bu yük saniyede bin kilometre hızla toprağa iniyor, yani kısa devre yapıyor. Yıldırımın bu andaki ısısı 30 bni derece olup güneşin yüzeyindeki ısının 5 katı kadardır.
Yıldırım düşerken çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Yerden de buluta doğru bir boşalma oluyor. Yerden 100 metre yükseklikte bu iki akım birleşiyor ve iletkenliği çok fazla olan bir koridor oluşuyor. İşte bundan sonra yıldırımı hiçbir şey durduramaz, pozitif yük hızla buluta doğru onu nötr hale getirmek için yükselir. İşte yıldırımın havadan yere mi, yoksa yeren havaya mı oluştuğunu yaratan soru bu.
Bu koridordan yerden göğe doğru neredeyse ışık hızının üçte biri hızla yükselen akım yıldırımın göze gelen şiddetli ışığını da yaratır. Ardından yine yukarıdan yere iner ve iki taraf arasındaki potansiyel farkı sıfırlanana kadar bu olay 10-12 kez tekrarlanabilir.
Lavabodan su niçin sağa dönerek boşalıyor?

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna "Coriolis" kuvveti diyorlar.
Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.
Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.
A'yı ekvatorda, B'yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A'dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.
Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.
Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.
Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!

Yıldızların ışıkları gece niçin kırpışıyor?

Geceleri gökyüzünde gördüğümüz yıldızların birçoğu bizim güneşimizden de büyüktürler ama o kadar uzaktadırlar ki, ancak birer nokta olarak gözükürler. Gezegenlerin yıldızlardan farkları, güneş sistemimiz içinde bizimle beraber güneşin etrafında dönüyor olmalarıdır. Bu nedenle çok uzak olan yıldızlar gökyüzünde "sabit" dururken, gezegenler sürekli yer değiştirirler. Bu gezegenler güneşe yakınlık sırası ile Merkür, Venüs, dünyamız, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüto'dur.
Güneş sistemimizde bile mesafeler o kadar büyüktür ki, dünyamıza 8 dakikada gelen güneş ışığı, Neptün'e ancak 4 saatte ulaşır. Zaten güneş sistemimizde bulunmalarına rağmen Neptün ve Plüto teleskop kullanmadan dünyamızdan görülemezler. Güneş Neptün'e o kadar uzaktır ki, bu gezegenden bakıldığında görünümü parlak bir yıldızdan farksızdır. Güneş ışıklarının dünyamıza gelmek için 8 dakikada aldığı bu yolu, saatte bin kilometre hızla giden modern bir jet uçağı ancak 17 yıl civarında gidebilirdi.
Güneş sistemimizin dışındaki mesafeler ise inanılmaz. Örneğin, Andromeda galaksinin ışığı dünyaya 2.2 milyon yılda ulaşmaktadır. Yani biz bu galaksiyi bu kadar yıl evvelki hali ile görüyoruz. Şimdi ne yapıyorlar acaba?
Aysız berrak bir gecede gökyüzünde gözle görülebilen yıldız sayısı 7 bindir. Küçük bir teleskopla 25 milyon yıldız görülebilir. Ama örneğin ABD'deki Mount Palomar gözlem evindeki teleskopla tüm gökyüzü taranabilse 2 milyar yıldız görülebilir. Halbuki sadece Samanyolu galaksisinde 100 milyar yıldız olduğu tahmin edilmektedir.
Yıldızların göz kırpıyormuş gibi ışıklarının kırpışmasını sebebi, çok uzaktan geliyor olmaları ve atmosferimizdir. Yeryüzünde nispeten ılınan hava devamlı olarak yükselme meylindedir. Bu durum gece de devam eder. Yıldızların zayıf ışıkları bu yükselen hava dalgası içinde kırılırlar. Bazen gözümüze tam olarak ulaşmazlar, yani kesik kesik gelirler.
Bu evimizdeki sıcak radyatörün veya bir ateşin ya da yazın çok sıcak yolların üzerindeki yükselen havanın arkasındaki şekillerin görüntüsünü dalgalandırmasına benzer. Gerçi görülebilir gezegenlerden gelen ışılar da yükselen hava dalgaları ile kırılır ama onların ışıkları daha güçlü olduklarından gözümüze ulaşmada kesinti olmaz ve göz kırpmazlar.
Niçin ayı bazen gündüz de görüyoruz?

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikta yıldızları da görebilecektik.
Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyahta değildir. Biz gökyüzde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan bin kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.
Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.
Güneşi büyük bir ampül, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampülün ışığını dğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise aynı gündüz görünme durumudur.
Genellikle "ayın karanlık yüzü" diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun "ayın arka yüzü" olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.
Niçin gök gürlüyor?

Kış aylarında kar yağarken şimşek, yıldırım ve gök gürültüsü nadiren olur. Yıldırım ve gök gürültüsünü en çok yaz aylarında, hava ılık ve nemli iken yükselen havanın etkisiyle olur. Kış aylarında havanın alçak ve yüksek kısımları arasında ısı farkı az, alçak seviyelerde ise nem de fazla olduğundan şimşek, yıldırım ve sonucunda gök gürültüsü olayı daha az görülür.
Şimşek vaya yıldırım etraflarındaki havayı saniyenin milyonda biri kadar bir sürede 30 bin dereceye kadar ısıtırlar. Isınan bu hava aniden genleşir, genişler. Normal atmosfer basıncının neredeyse 100 misli bir basınçla, ses hızından çok hızlı ses dalgaları yayar. Bu aynen ses hızını geçen uçaklarda olduğu gibi kulağımıza bir nevi patlama sesi olarak ulaşır. Buna gök gürlemesi diyoruz.
Şimşek de, yıldırım da tek bir olay değil bir seri olayın birleşimidirler. Yıldırımın ilk çakışından sonraki yukarı doğru olan dönüş çıkışında, elektrik akımı daha güçlü olduğundan kulağımıza gelen ikinci ses birincisinden güçlüdür.
Yıldırım veya şimşeğin görülmesi ile gök gürlemesinin duyulması arasında geçen süre saniye olarak ölçülür ve üçe bölünürse uzaklık kilometre olarak bulunabilir. Çünkü gök gürültüsünün sesi bize ses hzı ile ulaşırken, şimşek ve yıldırımın görüntüsü gözümüze ışık hızıyla ulaşır.
Gök gürlemesi normal şartlarda 24 kilometreden daha fazla mesafelerden işitilmez.


Niçin kar yağıyor?

Kış aylarında güneş ışınları olmadığı için, bulutların bulundukları yüksekliklerde hava sıcaklığı çok düşük olunca, yükselen su buharı, sublime denilen şekilde sıvı hale geçmeden, bu aşamayı atlayarak doğrudan buz kristali haline dönüşür. 0.1 milimetre çapındaki buz kristalleri birbirlerine yapışarak kar tanelerini oluştururlar.
Eğer bulut ile yer arasındaki hava sıcaksa bu kar taneleri yere düşene kadar yağmur tanesi haline dönüşebilirler, ama soğuksa yere kadar kar tanesi olarak inmeyi başarabilirler. Hafiflikleri nedeniyle yere o kadar yavaş inerler ki 3 bin metreden inmeleri 2 saat alabilir. Bazen bulutun altındaki sıcaklık öyledir ki, bir kısmı kar, bir kısmı yağmur damlası halinde düşerler, biz buna "sulu sepken" diyoruz. Yani yağmur veya kar yağmasını belirleyen ana unsur, bulut ile yer arasındaki hava sıcaklığıdır.
Genel kanının aksine kar yağması havayı ısıtmaz, aksine ısınan hava karın yağmasına sebep olur. Çok soğuk havanın içine su alma kapasitesi daha azdır. İçine alamadığı su ya "don" şeklinde yeryüzünde kalır ya da "kırağı" oluşur. Bu şartlarda kar kesinlikle oluşamaz. Hava 3 derece gibi biraz ısınınca, su buharı yeryüzünden yükselebilir, çok yüksekliklerdeki soğuk hava tabakalarına ulaşabilir ve kar yağışı meydana gelebilir. Biz de sanki kar yağdığı için hava ısınmış gibi algılarız.
Kar tanesinin oluşumu hakikaten bir tabiat mucizesidir. Gerçi bazı kayak merkezlerinde, kar yağışı yetersiz olduğu zamanlarda suni kar üretiliyor ama bu görüldüğü kadar kolay değil. Doğal kar tanelerinin ortasında çekirdek olarak toz parçacılarının olduğunu biliyoruz. Eğer bunlar olmazsa saf su -40 derecede bile kristalleşemiyor.
İlk olarak 1975'de Berkeley, California Üniversitesinden Prof. Steve Lindow "snomax" denilen bir proteini toz parçacıları yerine kullanarak suni kar üretmeyi başardı. Bu madde sayesinde daha hafif ve kuru kar tanelerinin üretilmesi sağlandı ve Norveç'te yapılan 1994 kış olimpiyatlarında çok yaygın olarak kullanıldı.
Kar kristalleri altıgen bir şekil içindedirler. Her bir koldan 3 ve 12'li kollar çıkar. Bu dizilişin sebebinin oksijen atomlarının diziliş şekli olduğu sanılıyor.
Dolu yağışı daha ziyade ılıman iklimlerde ve bahar aylarında görülğr. Isınan hava ile yükselen su buharı, hava akımları ile daha da yükelerek 12 bin metre civarında -50 derece hava sıcaklığında buz kristallerine dönüşür. Buradaki güçlü hava akımları ile bu buz kristalleri de birleşerek buz tanelerini oluşturur.
Buz taneleri ağırlıkları nedeniyle o kadar hızlı düşerler ki bulut ile yer arasındaki sıcaklık ne olursa olsun eriyecek zaman bulamazlar. Çapı 5 milimetreden büyük dolular halinde yeryüzüne ulaşırlar. Aslında tüm bu şartların oluşması çok enderdir ve bu nedenle dolu yağışı hem çok az görülür, hem de çok kısa sürer.


Niçin yağmur yağıyor?

Heralde siz de haberlerin sonunda hava durumunu merakla izliyorsunuzdur. Acaba yarın yağmur yağacak mı? Şemsiyemi yanıma alayım mı? Yağmur günlük yaşantımızın çok önemli bir parçasıdır. Bazı yerlerde kuraklıktan yağmur duasına çıkılırken, bazı yerlerde de caddelerde sandallarla dolaşılıp, sel basan evlerden, eşyaları kurtarmaya uğraşırlar. Peki nasıl oluyor da başımıza böyle göklerden sular geliyor?
Aslında mekanizma basit. Güneş ışığının etkisi ile yeryüzünden su buharlaşıyor, yani gaz haline geçiyor. Bu durumda havadan hafif olduğundan atmosferde yükseliyor. Yükseldikçe hava soğuyor ve hava basıncı azalıyor. Su buharı soğudukça havadaki toz parçacıklarına tutunarak su dalası haline dönüşüyor ve bunların milyonlarcası havada birleşerek gözümüze bulut olarak görünüyorlar. Bulutları oluşturan bu su damlacıkları hemen yakınlarındakilerle sürekli birleşiyorlar, büyüdükçe büyüyorlar, ağırlıkları artıyor, yeterli ağırlığa ulaşınca yer çekiminin etkisi ile yere düşmeye başlıyorlar. Yeryüzünden buharlaşıp, bulut oluşturup sonra yağmur olarak yeryüzüne dönen su buharının havada geçen bu macerası ortalama 8 gün sürüyor.
Ancak bulutun içindeki su damlacıklarının tümü yağmur olarak yeryüzüne inmiyor. Bir nulutun en fazla yarısı yağmur olarak yağabilir ve bu da normalde 30 dakika sürer ama bulut devamlı olarak yeniden oluştuğundan yağmur saatlerce, hatta günlerce sürebilir. Bu arada rüzgara bağlı olarak bulutlar devamlı hareket ettiklerinden yağmur çok geniş bir alana yağabilir. Bugüne kadar dünyamızda tespit edilmiş en yoğun yağış 26 Kasım 1970'de Guadaloupe'de olmuş, sadece bir dakikada 3.81 santimetre yağmur yağmıştır.
Atmosferde, yani başımızın üzerindeki havada 13 milyar ton su buharı bulunuyor. Bunun hepsinin bir anda yeryüzüne indiğini düşünebiliyor musunuz? Dünyamızda yağmurun çoğu, yani yüzde 78'i okyanusların üzerine yağıyor. Bu da çok normal, çünkü havanın içindeki su miktarının kaynağı hemen hemen aynı oranda okyanuslardan geliyor.
Yağmur damlalarının yarı-çapları 0.5 milimetreden 6.35 milimetreye kadar değişebiliyor. 5.0 milimetre yarı-çapındaki bir yağmur damlasının 1800 metre yükseklikteki bir bulutun çıkıp başınızın üstüne düşmesi için geçen zaman yaklaşık 3 dakikadır. Yani aslında şemsiyenizi açabilmeniz için yeterli süre vardır.
Suni yağmur yaratabilmek için günümüzde bazı teknolojiler geliştirildi ki, temeli su damlacıklarının yapışabilmesi için çekirdek görevi yapabilecek tozları bulutun içine gönderebilmektir. Bunun için bulut uçak veya helikopterden gümüş iyodür ile bombalanıyor. Bu işte de en iyi olan İsrailliler. Onlar bu yöntemle yağmur miktarını yüzde 13 oranında artırabilmişler. Yağmurun oluşabilmesi için ana etkenlerden biri olan toz parçacıklarının, yani hava kirliliğinin artması ise tam tersi etki yapıyor, bu durumda damlacıklar küçülüyor ve yağmur olarak yere düşmeyi başaramıyorlar.

Bulutlar nasıl oluşuyor?

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık 1 kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde 1-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.
Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.
Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.
Bulutların bu kadar ağarlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1 milyon tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.
Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.
Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.
Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara 'sirüs', kümeler halinde olanlara 'kümülüs', ufukta tabaka halinde görünenlere de 'stratus' deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2 bin-6 bin metre yükseklikte ise ön ismi 'alto', 6 bin metreden daha yükseklikte ise de 'sirro' oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için 'nimbo, nimbüs' gibi isimler ekleniyor.

Yaşanmış en düşük ve en yüksek sıcaklık kaç derecedir?

Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antartika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antartika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklar da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.
Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90'ı güney kutbundadır, buzlar denizinaltında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.
Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.
Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna 'mutlak sıfır' denilir.
Dünay üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antartika'daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.
Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya'da El-Azizia'da ölçülmüştür.
Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla raatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemlibir yolu vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2.5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.
Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sınırı vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirseniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.

Suyun hacmi, donunca niçin küçülmüyor?

Günümüzde ilim o kadar gelimiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.
Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9'u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.
Bilindiği gibi, bilimsel formülü 'H2O' olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki 'H2S' eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.
İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.
Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.
Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstündekalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.

Güneşe yaklaştıkça hava niçin soğuyor?

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149.5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846)
Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinden dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.
Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınların yeryüzünde yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havda her kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest'in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.
Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.
Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149.5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimizbir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.
Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepesinin soğuk olmasının bir başka nedenidağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışınlarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.
Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.

Deniz suyu niçin tuzludur?

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu minarelleri ve içlerinde tuz buluna kayaları erezyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu minareller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.
Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.
Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.
Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum'un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor'un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.
Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarlaa birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.
Yüz milyonlarca yıl, eksilme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.

Arzın merkezine seyahat nasıl olurdu?

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?
Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesibi unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.
Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlandı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer öbür uca doğrun seyahate devame ederdik.
Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13 bin kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.
Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!

Gökyüzü neden mavidir?

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.
Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.
Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.
Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.
Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı. Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?
Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeniyle gözümüze ulaştığı mesafe de uzandığından, ışınları ona bakanlara da çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağatılması demektir.
Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.

Un niçin çok tehlikeli bir patlayıcıdır?

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya'da Turiri'de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti.
Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981'de ABD'de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988'de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanmasına rağmen 90'lı yıllarda sadece ABD'de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.
Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine incirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.
Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.
Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. Şüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.
Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!

Domates niçin meyvedir?

Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir.
Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur.
Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayrımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Geriye kalanlar, yani patetes, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki köklerri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bilen birer sebzedir. Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur.

Patlamış mısır nasıl patlıyor?

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı.
Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510'lu yıllarda Güney Amerika'da terör estiren Hernanda Cortes'in Aztek'lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı.
Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa'ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliğive müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu.
Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir.
Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe arrtan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz.
Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmeen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içerisindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oaranını en fazla yüzde 1 artırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez.

Elma kesilince niçin kararıyor?

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patetes gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.
Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların ve pateteslerin kesildiklerinde kararmalrı işte bu enzimlerden birinin 'polifenol oksidaz' diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijeni alıp, elmada bulunan 'tanin' adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.
Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO'lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.
Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez bir suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.
Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve 'enzimatik esmerleşme' denilen bu olay görülmez.
Şimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve b esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonloyarak önlemeyi başardılar.
Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.
Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.

Diyet kola suda nasıl yüzebiliyor?

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD'deki kola üreticilerinin yetkilileride onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?
Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.
Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten "aspartame" denilen tatlandırıcı, şekerden 2 yüz kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.
Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet'e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.
Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.
Kutu biralar eğer üzerlerinde yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekilmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.

Bira içenler niçin sık sık tuvalete giderler?

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.
Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren "antidiuretic" denilen bir hormondur. Biz buna kısaca "ADH" diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasada da kanımızdaki su miktarını etkiler.
Susuz kaldığımız zaman "ADH" böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanıızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani "ADH" vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.
Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler "ADH"nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.
Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile "ADH"den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.
Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda ayı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında "AD

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

  RTL Winter Sports 2009-RELOADED
Gönderen: EDSTeaM - 28-12-2008 03:44 PM - Cevap Yok

[Resim: 2zq4cu8.jpg]

Pentium 4 2.4 GHz, 1 GB RAM, karta grafiki 128 MB (GeForce 6600 lub lepsza), 3 GB HDD, Windows Me/2000/XP SP2

Instalacja:
1. Unrar.
2. Burn or mount the image.
3. Install the game.
4. Copy the content of the Crack folder to the installation directory.
5. Play the game.




[Resim: 5991187.jpg]

[Resim: 5990734.jpg]

http://rapidshare.com/files/177308419/Ww...part01.rar
http://rapidshare.com/files/177313075/Ww...part02.rar
http://rapidshare.com/files/177316941/Ww...part03.rar
http://rapidshare.com/files/177445399/Ww...part04.rar
http://rapidshare.com/files/177445917/Ww...part05.rar
http://rapidshare.com/files/177446408/Ww...part06.rar
http://rapidshare.com/files/177446873/Ww...part07.rar
http://rapidshare.com/files/177447439/Ww...part08.rar
http://rapidshare.com/files/177448016/Ww...part09.rar
http://rapidshare.com/files/177448466/Ww...part10.rar
http://rapidshare.com/files/177449014/Ww...part11.rar
http://rapidshare.com/files/177449526/Ww...part12.rar
http://rapidshare.com/files/177450092/Ww...part13.rar
http://rapidshare.com/files/177450676/Ww...part14.rar
http://rapidshare.com/files/177451191/Ww...part15.rar
http://rapidshare.com/files/177451695/Ww...part16.rar
http://rapidshare.com/files/177452242/Ww...part17.rar
http://rapidshare.com/files/177452747/Ww...part18.rar
http://rapidshare.com/files/177453233/Ww...part19.rar
http://rapidshare.com/files/177453752/Ww...part20.rar
http://rapidshare.com/files/177454267/Ww...part21.rar
http://rapidshare.com/files/177454748/Ww...part22.rar
http://rapidshare.com/files/177455242/Ww...part23.rar
http://rapidshare.com/files/177455765/Ww...part24.rar
http://rapidshare.com/files/177456299/Ww...part25.rar
http://rapidshare.com/files/177456932/Ww...part26.rar
http://rapidshare.com/files/177457413/Ww...part27.rar
http://rapidshare.com/files/177457927/Ww...part28.rar
http://rapidshare.com/files/177457967/Ww...part29.rar


.

Bunu Yazdır Bunu Arkadaşına Gönder

En Son Konular
Medieval 2: Total War
En Son Mesaj: EDSTeaM
11-04-2009 03:10 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 18
HIZLI VE ÖFKELI -4 [ Fast...
En Son Mesaj: EDSTeaM
07-04-2009 07:27 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 24
Hoş geldin LoVe_BoY_08!
En Son Mesaj: EDSTeaM
28-03-2009 05:39 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 22
Araba simülatör
En Son Mesaj: EDSTeaM
15-03-2009 11:01 PM
» Cevaplar: 1
» Görüntüleyenler: 39
ReklamMatik
En Son Mesaj: EDSTeaM
14-02-2009 03:24 AM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 29
Profesör Doktor İbrahim S...
En Son Mesaj: EDSTeaM
13-02-2009 03:19 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 19
WİNDOWS XP PROFESSİONAL S...
En Son Mesaj: EDSTeaM
30-01-2009 08:53 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 26
Kral Tv - Top 20 19.01.20...
En Son Mesaj: EDSTeaM
24-01-2009 12:33 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 24
233 Tane Dev Full Albüm A...
En Son Mesaj: EDSTeaM
24-01-2009 12:30 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 24
Hoş geldin hig17!
En Son Mesaj: EDSTeaM
22-01-2009 06:27 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 12
LÜZUMSUZ...
En Son Mesaj: EDSTeaM
29-12-2008 09:22 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 23
RTL Winter Sports 2009-RE...
En Son Mesaj: EDSTeaM
28-12-2008 03:44 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 21
Adobe Creative Suite MAST...
En Son Mesaj: EDSTeaM
28-12-2008 03:39 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 23
Ultimate Mobil Game Packa...
En Son Mesaj: EDSTeaM
28-12-2008 03:37 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 18
TomTom With Internal GPS ...
En Son Mesaj: EDSTeaM
18-12-2008 10:20 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 20
Windows 7 Pre Beta 6801 3...
En Son Mesaj: EDSTeaM
06-12-2008 08:08 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 28
Grand Theft Auto 4 (2008/...
En Son Mesaj: EDSTeaM
06-12-2008 08:05 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 20
flag counter
En Son Mesaj: EDSTeaM
06-12-2008 12:39 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 12
Kung Fu Panda / DvDrip / ...
En Son Mesaj: EDSTeaM
17-11-2008 08:47 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 41
Grunge Font Arşivi (157 A...
En Son Mesaj: EDSTeaM
10-11-2008 08:50 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 16
Embedded Theme For Window...
En Son Mesaj: EDSTeaM
10-11-2008 08:48 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 18
Zip Repair Pro 4.2.0.858 ...
En Son Mesaj: EDSTeaM
10-11-2008 08:45 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 22
AIMP 2.50.306 + Serial
En Son Mesaj: EDSTeaM
10-11-2008 08:44 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 15
Adobe Photoshop CS3 Türkç...
En Son Mesaj: EDSTeaM
10-11-2008 08:41 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 14
CryptLoad 1.1.5 Multilang...
En Son Mesaj: EDSTeaM
08-11-2008 05:55 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 19
Bangkok Dangerous / Zor K...
En Son Mesaj: EDSTeaM
01-11-2008 01:47 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 25
Max Payne / TS XviD V2 - ...
En Son Mesaj: EDSTeaM
01-11-2008 01:43 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 25
Vol-İ | Wall-E R5 Xvid İA...
En Son Mesaj: EDSTeaM
02-10-2008 06:18 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 23
INTERNET » HIZLANDIRICI c...
En Son Mesaj: EDSTeaM
01-10-2008 05:08 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 23
Trend Micro Internet Secu...
En Son Mesaj: EDSTeaM
01-10-2008 12:44 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 15
Ahead Nero Burning ROM v9...
En Son Mesaj: EDSTeaM
01-10-2008 11:36 AM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 14
Crysis Warhead | 2008 | %...
En Son Mesaj: EDSTeaM
29-09-2008 08:29 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 23
Hoş geldin emrock!
En Son Mesaj: EDSTeaM
29-09-2008 03:59 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 15
"İS" te hayat ...:))
En Son Mesaj: EDSTeaM
29-09-2008 02:07 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 16
Internet Explorer 8 Beta
En Son Mesaj: EDSTeaM
28-09-2008 12:53 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 24
Hoş geldin Efrahim!
En Son Mesaj: EDSTeaM
28-09-2008 01:15 AM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 14
Hoş geldin MenFen-Do!
En Son Mesaj: EDSTeaM
28-09-2008 12:51 AM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 14
BU UNUTULUR MU?
En Son Mesaj: EDSTeaM
27-09-2008 01:48 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 20
Tatu Klip 8 Tane ^^toot^^
En Son Mesaj: OLDMasteR
27-09-2008 12:26 PM
» Cevaplar: 1
» Görüntüleyenler: 30
90 ların Unutulmaz Kliple...
En Son Mesaj: EDSTeaM
27-09-2008 12:09 PM
» Cevaplar: 3
» Görüntüleyenler: 24
80 lerin Unutulmaz Kliple...
En Son Mesaj: EDSTeaM
27-09-2008 12:00 PM
» Cevaplar: 2
» Görüntüleyenler: 19
Beyonce check on it
En Son Mesaj: EDSTeaM
27-09-2008 11:52 AM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 14
Sony Sountina: 10.000 Dol...
En Son Mesaj: EDSTeaM
22-09-2008 12:25 AM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 15
Tek tıklama ile 350 Arama...
En Son Mesaj: EDSTeaM
20-09-2008 11:49 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 29
Online oyun Gladiatus
En Son Mesaj: eycbi
20-09-2008 11:44 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 15
21
En Son Mesaj: EDSTeaM
20-09-2008 12:12 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 14
Funda Arar - Rüya 2008 Fu...
En Son Mesaj: eycbi
19-09-2008 11:52 PM
» Cevaplar: 1
» Görüntüleyenler: 19
S.T.A.L.K.E.R. Clear Sky ...
En Son Mesaj: EDSTeaM
19-09-2008 10:21 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 21
HQ Wallpapers
En Son Mesaj: EDSTeaM
19-09-2008 10:16 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 24
LimeWire Pro 4.18.8 Retai...
En Son Mesaj: EDSTeaM
19-09-2008 10:13 PM
» Cevaplar: 0
» Görüntüleyenler: 13